• belcikadanteli

Trokya - Oatmeal Stout "Kuzgun" Dosyası



Trokya'nın yeri bende ayrıdır çünkü bu bloğun açık ara farkla en çok okunan yazısı Trokya Bira'ları tanıttığım yazıydı.

O yazıyı merak edip daha fazla tık kazandırmak isterseniz link buradadır. :)


Eylül ayının "Birasal Gelişmeleri"nde de Trokya Kuzgun'dan bahsetmiştim. Duyurusu, tadım etkinliği vs.. TUBİKOK'daki etkinliğe virüs endişesi sebebiyle katılmamıştım. Ama Kuzgun İstanbul'a ayak basar basmaz eser miktarda aldım ve dün itibariyle tattım.


Önce nacizane tadım notlarımı aktarmak istiyorum.


İlk defa deneyeceğim bir bira beni hep heyecanlandırmıştır ve ilk defa denediğim bir birayı görüntüsüne bakmadan önce koklarım. Kuzgun'da da şişenin kapağını açar açmaz bardağa koymadan şişeden kokladım. İlk koku inceden gelen kavruk-kahve arasında oldu. Bu elbette stout türü için beklediğim bir şey.


Bardaktaki Görüntü: Bardağa ilk koyduğumda karbonizasyonu ve köpürmesi gözüme hoş geldi. Bu durum tadım boyunca devam etti. Yulaf sayesinde kremamsı, kalıcı ve açık kahverengi renkli hoş bir köpüğü var. İçimi kolaylaştırıyor ve cezbediyor açıkçası.

Rengi stoutlarda bildiğimiz simsiyah bir yapıda değil. Ama çok koyu bir kahverengi.


Koku: Bardaktaki koku bira soğukken ve ısındıktan sonra da kararsız bir kavruğumsu ve karamelimsi. Etiketinde yazan çikolata notaları için zorladım ancak aradığımı bulamadım.


Tat: Isındıkça artan acılık/kavrukluk ve damakta hissedilmeye başlanan hafif tatlımsı/karamelize tat var ancak bunun da yine düşük olduğunu söylemem lazım. İçim sonrası damakta bıraktığı hafif acı/kavruk his ise bir süre kalmaya devam ediyor, bira ısındıkça bu his ve damakta kalma süresi artıyor.


Stout ve porter türlerini en az IPA kadar seven bi' birasever olarak aldığım tatların biraz daha yoğun olmasını beklerdim. Bu, birayı üretenlerin tercihi midir orasını bilemem. TUBİKOK etkinliğinde olsaydım burada yazdığım gibi bir yorumu ve bu soruyu direkt olarak Trokya'ya sorma imkanı bulacaktım. Ah şu virüs ah.

Benim izlenimlerim bu şekilde. Elbette yoruma açık, ben bira tadım uzmanı değilim ve burada tüm görüşler öncelikle damak tadından ibaret. (Kamu spotu)


Bu konuyu da böylece geçtikten sonra TUBİKOK etkinliğine katılanlardan emcürdüğüm bilgilere dayanarak Trokya'mızın dillere destan etiketine de değinmek istiyorum.



Trokya'nın etiketlerini Londra yerleşikli Pata Studio adlı bir şirkete yapıyor. Bu güzel etiketin iki anlamı varmış. Bilgileri biralarını bir türlü tatma imkanı bulamadığım :) ev biracısı arkadaşlar GavelBeers'dan aldım. Kendilerine bilgi paylaşımları için çok teşekkür ederim.

1) Alper Özyakalı şu şekilde açıklıyor -> Kuzgun'nun etiketini karantina yasaklarının başladığı dönemlerde yapmaya karar vermişler. O dönemlerde yaşadığımız cendere, dört duvarda hapsolmuş hissine bir çıkış kapısı, değişiklik arayan ve hayatın son zamanlardaki monotonluğundan çıkmaya çalışan bizlerin çıkış kapısı ve bu cendereyi kırmış bir kuşun arkasından bakan bizleri tasvir ediyormuş.

2) Bir diğer anlam olarak ise, farklı farklı bira stilleri olduğunu ve bunları deneyimlemek için kafesin dışına çıkıp yeni biralar deneyimleyebileceğimizi anlatıyormuş.


Birinci maddeyi, etiketi tasarlarken birincil anlam olarak çıkarmışlar. Daha sonra üzerine düşününce aslında ikinci maddedeki gibi de olabileceği akıllarına gelmiş. Her iki madde de oldukça anlamlı ve ince düşünülmüş bana kalırsa.



Etiketin arkasına baktığımızda, Trokya'nın ilk çıkardığı Dakka - Buğu - Mars biralarında olduğu gibi EBC - IBU - ABD oranları ve üreticinin birayı yorumlaması detaylarına yer verilmiş. Oldukça sade ve oldukça şık.


Trokya'nın Kuzgun'u hayırlı olsun. Kakaolu hafif tatlıların yanında güzel bir eşlikçi olur kanaatindeyim.


ŞEREFE


678 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör